Kürşad Zorlu’dan Erdoğan’a “hatırlatma”: Devlet, her vatandaşına eşit davranmakla yükümlü

Erdoğan’ın, “, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı” ifadelerine de bir tepki de İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu‘dan geldi. Zorlu, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde; Antakya’daki tarihi Meclis binasının önünde “Depremzedeleri siyasi tercihlerine göre hizmet alabilmekle tehdit edecek kadar merhametinden sıyrılanlara ‘devletin her vatandaşına eşit davranmakla yükümlü’ olduğunu, ağır ihmalleriyle binlerce kişinin ölümüne sebep olan kişilerin yargılanması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz” açıklamasını yaptı.

Erdoğan, Hatay’da yaptığı aday tanıtım toplantısındaki konuşmasında mevcut başkan ve CHP’den yeniden aday olan Lütfü Savaş yönetimi ile CHP’li yönetimlere isim vermeden yüklenmiş ve, kentin AKP yönteminde olması gerektiği sinyali vererek, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan’ın  “gözdağı” olarak algılanan bu sözleri büyük tepki çekmişti.

TIKLAYIN – Erdoğan’dan seçim öncesi Hataylılara ‘gözdağı’: Merkez yerel el ele vermezse, o şehre bir şey gelmez; Hatay’a geldi mi?

TIKLAYIN-Erdoğan’ın “Hatay” açıklaması tepkilerin odağında: Kim ne söyledi?

Zorlu, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde; Antakya’daki tarihi Meclis binasının önünde açıklama yaptı. Zorlu’ya, İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Ali Demir ve İYİ Parti Hatay Milletvekili Şefik Çirkin de eşlik etti. Zorlu, şunları söyledi:

“O gün orada hükûmetin olmadığını bir kez daha hatırlatmak için buradayız”

“Şu an Hatay’ın anavatan Türkiye’ye dâhil olma kararını alan ve depremde yıkılan Meclis binasının önündeyiz. Bildiğiniz gibi Antakya’mız da bu anlamda depremden büyük yara aldı. Bugün aslında Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, burada olacak; bu açıklamayı burada vatandaşlarımızla birlikte gerçekleştirecek ve bu yaraya merhem olmaya, acıya ortak olmaya çalışacaktı. Ancak, ablalarının vefatı sebebiyle bugün burada bulunamıyorlar.

Biz bugün yaşadığımız acının bir an olsun dinmediği, yaralarımızın hiç iyileşmediği ve tek yürek olup birlikte çarptığımız bu şehirde; vatandaşlarımızın acısına ortak, dertlerine ses olabilmek için buradayız. Biz bugün bedeni enkazın altında, kolu moloz yığınlarının dışında kalan evladının günlerce elini tutan babayı unutturmamak için buradayız. 128 saat sonra enkazdan sağ çıkarılan Vatin bebek gibi çok sayıda vatandaşımızın kurtarılabileceğini ama o gün orada hükûmetin olmadığını bir kez daha hatırlatmak için buradayız.

“Siyasi iktidara vazifesini yeniden hatırlatmak için buradayız”

Elbette bu acı dinmeyecek, kayıplarımızın yeri dolmayacak. Ancak yaraları sarmak, şehri yeniden yaşayan bir şehir hâline getirmek görevini unutan siyasi iktidara vazifesini yeniden hatırlatmak için buradayız. Bugün büyük felaketin üzerinden geçen bir yıl içinde hem merkezi hem de yerel yönetimlerin Hatay için ve dahası diğer depremlerden etkilenen şehirlerimizde de ciddi bir çözüm üretmediğini görüyoruz.

Sebebini de Sayın Cumhurbaşkanı’nın şu sözlerinden anlıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla; ‘Merkezi ve yerel yönetim el ele vermezse o şehre herhangi bir şey gelmez’ diyerek Hatay’a aslında neden hizmet gelmediğini, yıkılan bu kadim şehrin neden bugüne kadar ayağa kaldırılamadığını, devletin elini niçin Hata’a uzatmadığını yerel seçimler için gözdağı yaparak maalesef itiraf etmiştir.

“Böyle bir ayrım yapamazsanız”

Buradan siyasi iktidarı uyarıyoruz. Demokratik hukuk devletlerinde kamu hizmeti verilirken böyle bir ayrım yapamazsınız. Çünkü vatandaşların devlet hizmetlerinden eşit yararlanması Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Bu tavır her zaman olduğu gibi ancak kutuplaşma ve kavga yaratacaktır ülkemizde. Depremde yakınlarını, yuvalarını, işlerini kaybeden vatandaşlarımızın devletin kucaklayan ve iyileştiren yüzüne ihtiyacı varken; mahallî idareler seçimleri öncesi depremden etkilenen şehirlere karşı bu söylem, siyasi rekabeti bir dayatma ve zorlamaya dönüştüren apaçık bir vicdan ve ahlak sorunudur. İşte İYİ Partinin seçime tek başına girme kararı burada daha da iyi anlaşılacaktır, milletimiz tarafından.

“Gerçeklerle yüzleşme vakti gelmiştir”

11 ilimizi kapsayan felaketten bir gün önce vatandaşlarımızın günlük yaşamlarını sürdürdüklerini unutmayalım. Bir gün sonrası, 6 Şubat gecesinde art arda gelen iki depremle kendilerini yerle bir olan şehirde yaşam mücadelesi verirken buldular. Yüzyılın felaketinden bir yıl sonra gerçeklerle ve süregelen sorunlarla yüzleşme vakti gelmiştir.

“Kayıp sayısının gerçekliği şüpheye açıktır”

Resmi verilere göre 53 bin 537 canımızı kaybettik. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. Ve fakat, depremden sonra, 300 bin GSM abonesinin cep telefonlarının, 183 bin kredi kartının da hiç kullanılmadığı görülmüştür. Yaklaşık 700 bin konutun kullanılamaz hale geldiğini hesaba kattığımızda, açıklanan kayıp sayısı hala şüpheleri üzerinde barındırmaktadır.

Türkiye maalesef tüm uyarılara rağmen siyasi iktidarın gerekli ve yeterli tedbirleri almaması sebebiyle depreme hazırlıksız yakalanmıştır. Bu yönüyle 6 Şubat depremi asrın felaketi değil, esasında asrın büyük bir ihmalidir. Bölgede depremin olumsuz etkileri ne yazık ki büyük ölçüde devam etmekte, ekonomik ve sosyal alanda yaşanan sorunlar çekilmez bir hâle gelmektedir. 14 Mayıs seçimlerinde önce 1 yılda 319 bin konut teslim etmeyi seçim beyannamesine koyan siyasi iktidar, evlerinizi 1 yılda, kısa süre içerisinde dağıtacağız diyerek seçim çalışması yapan iktidar; seçimlerden sonra şehirlerimizi görmezden gelerek vatandaşlarımızı barınma, göç ve işsizlik problemleriyle karşı karşıya bırakmıştır.

Verilere göre Hatay’da özel sektörde çalışan sayısı yüzde 35 azalmış, şehirde yer alan üretici işletmelerin yüzde 58’inde ağır ve orta hasar meydana gelmiştir.

“Şehirlerimiz maalesef Türksüzleştirilmektedir”

Ve elbette göç tehlikesi… Hatay’dan 700 bin, 11 ilimizden ise ayrılmak zorunda kalan yaklaşık 3 milyon vatandaşımızın geri dönüşleri için sistemli bir çalışma yürütülmektedir. Hâlihazırda kaçak göçmen ve sığınmacı tehdidiyle demografik yapısı bozulan şehirlerimiz maalesef Türksüzleştirilmektedir. Bu anlayış değişmezse, beka sorununu baki kılınacaktır.

Depremden sonraki ilk 72 saatte hükûmet hiçbir kurumu ve kurtarma organizasyonunu devreye sokamamış, sessizlik ve paniğe sürüklenmiştir. Enkaz altındaki yakınlarını tırnaklarıyla kurtarmaya çalışan vatandaşlarımız, saatlerce yalnız bırakılmış ve can kayıplarımızın sayısı devletin tedbirsizliği ve hazırlıksızlığı sebebi ile daha da artmıştır. Çok açıktır ki; sözde tatbikatlarla, göstermelik uygulamalarla oyalanmış ülkemiz; sorumsuz ve liyakatsiz kurum yöneticilerinin de etkisiyle deprem felaketini büyük bedeller ödeyerek yaşamıştır. Bölgede tarım ve sanayinin, sosyal hayatın tekrar canlanması için gerekli altyapı ve üst yapı çalışmaları şu an için yetersizdir. Hasar gören borular onarılmadığından içme suyu ve kanalizasyon şebekeleri tam olarak çalışmamaktadır. Elektriğin düzenli verilemediği mahalleler halen mevcuttur. İnternet altyapısının da yetersiz olması yaşamı her alanda olumsuz etkilemektedir.

Kalıcı konut inşaatları ihtiyacı karşılamaya da elverişli değildir. Hâlâ konteynırlara erişemeyen vatandaşlarımızın olduğu üzülerek duyuyoruz. Depremin üzerinden geçen bir yıla rağmen, yıkılmayı bekleyen ağır hasarlı on binlerce bina, sayısı yine on binleri bulan orta hasarlı binaların durumu, rezerv alan rezaleti, hiç başlamayan yerinde dönüşüm çalışmaları, konteynerde ikinci kışlarını geçiren vatandaşlarımız ve elbette sürekli geçici olarak yer değiştiren çarşı esnafının sıkıntıları…

12 Aralık 2023 tarihinde yasalaşan rezerv alanlar ile ilgili düzenleme büyük ölçüde keyfi uygulamalara dönüşmüştür. Rezerv alan ve uygun olmayan alan olarak belirledikleri sağlam binalardaki vatandaşlarımızın konutlarını terk etmek zorunda bırakılmasıyla yeni bir mağduriyet de meydana gelmeye başlamıştır. Vatandaşlarımız, bir toplanma alanı ve bir afet planlaması olmadığı da bir kez daha gözler önüne serilmiştir.

Biz İYİ Parti olarak depremin ilk 72 saatlik döneminde tüm kurumları harekete geçirerek gönüllü ekiplerin bölgeye ulaşması için büyük çaba sarfettik. Genel Başkan Yardımcımız Ali Demir başkanlığında kurtarma ekiplerimiz burada birçok vatandaşımızı kurtardılar. Balıkesir Milletvekilimiz ve şu an Büyükşehir Belediye Başkanımız olan Turhan Çömez başkanlığında kurduğumuz sahra hastanemiz; pek çok vatandaşımızın hayatını kurtarmaya vesile olmuştur. Yüzlerce tırlık yardım malzemelerini bölgeye getirdik, depremzedelerimize ulaştırdık, barınma imkânı sağladık.

“Kayıp çocuklar sorunu askıdadır, derhâl kamuoyu aydınlatılmak zorundadır”

Ve deprem gerçeğini her fırsatta hatırlatmamıza rağmen siyasi iktidar depremin ülkemiz için her an yaşanabilir bir felaket olduğunu maalesef unutmuş, kulaklarını tıkamıştır. Acilen afet bakanlığı kurulması önerimiz hayata geçirilmedi. Kahramanmaraş’ta 1 Ağustos 2022 tarihinde bizim il teşkilatımız, il yöneticilerimiz, il başkanımız o gün; ‘7 ve üzeri bir deprem geliyor, tedbirinizi alın’ diyerek çağrıda bulunmuş, bunun için 20 bin adet broşür de dağıtmıştık. Ama bu ses görmezden gelindi. Genel Başkanımızın depremin ilk günlerinde gündeme getirdiği, kayıp çocuklar meselesi ise kamuoyunun dikkatinden kaçırılmakta ve bir çözüm üretilmemektedir. Kurtarılan küçük çocukların akıbetleri ile ilgili deprem bölgesinde yaptığımız çağrıya rağmen depremin 15. gününden itibaren kayıp haberlerini almaya başladık. İhbarları yetkililere ilettik ve gerekli uyarılarda da bulunduk. Depremden 1 yıl sonra ailesini kaybeden ya da felaket esnasında ailesine ulaştırılamayan çocuklarımızla ilgili olarak basına yansıyan haberler; millet vicdanında yara, devlet için bir itibar meselesidir. Sorun askıdadır, derhâl kamuoyu aydınlatılmak zorundadır.

“115 milyar lira ne oldu?”

Buradan yine siyasi iktidara sormak istiyoruz. Televizyonlarda âdeta gövde gösterisi yaparak toparladığınız, toparladığınızı millete öyle sunduğunuz; 115 milyar lira ne oldu? AFAD’a aktarılan yüz milyonlar ne oldu? 20 yıldır topladığınız deprem vergilerini nereye harcadınız? Yoksa zamanında dediğiniz gibi onları da başka yerlerde mi kullanmanın yolunu mu aradınız?

Depremzedeleri siyasi tercihlerine göre hizmet alabilmekle tehdit edecek kadar merhametinden sıyrılanlara ‘devletin her vatandaşına eşit davranmakla yükümlü’ olduğunu, ağır ihmalleriyle binlerce kişinin ölümüne sebep olan kişilerin yargılanması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor, Hatay’ı ve depremden etkilenen tüm şehirlerimizi ayağa kaldırmaya çağırıyoruz.”

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x